Bir zamanlar lüks; pahalı arabalar, yüksek gökdelenler, özel jetlerdi.
Bugün hâlâ öyle sanıyoruz.
Oysa geleceğin gerçek lüksü çok daha sessiz bir yerde saklı.
Anlatılanlara göre Bill Gates, her yıl kendisini bir adada, teknolojiden uzak bir kulübede iki ay geçirerek ödüllendiriyor. Bildirim yok. Toplantı yok. Dijital kaos yok. Sadece düşünmek, okumak, yazmak… ve sessizlik.
Bu bize ne anlatıyor?
Gürültü Çağında Sessizlik En Pahalı Şeydir
Bugün zenginlik; her şeye erişebilmek değil,
her şeyi kapatabilmektir.
Bildirimlerin, mesajların, e-postaların, sosyal medya akışlarının bombardımanı altında yaşayan insan, artık zamanı satın almak istiyor.
Köy hayatı, toprak kokusu, sabah horoz sesi, dalga sesi.
Bir dönem “kaçış” sayılan bu yaşam biçimi, artık hedef.
Şehir merkezinde rezidans almak başarı göstergesiydi.
Şimdi şehirden uzak bir taş ev satın almak statü göstergesi.
Çünkü yeni çağın yorgunluğu dijital.
Dijital Zenginlik, Ruhsal Fakirlik
Teknoloji hayatı kolaylaştırdı ama zihni kalabalıklaştırdı.
Sürekli çevrimiçi olmak, sürekli ulaşılabilir olmak, sürekli üretmek…
Zenginler artık üretim değil, yavaşlama satın alıyor.
Bugünün girişimcileri, yatırımcıları, CEO’ları; serveti büyütmek için değil, bir gün kimseye cevap vermek zorunda kalmayacakları bir yaşam kurmak için çalışıyor.
Asıl lüks; telefonun çekmediği bir yerde kahve içebilmektir.
Eskiden ulaşılabilir olmak güçtü.
Şimdi ulaşılmaz olmak güç.
Bir düşünün…
Toplantılara girmeyen, mesajlara anında dönmeyen, sosyal medyada görünmeyen bir insan…
Bu bir zayıflık mı, yoksa bilinçli bir tercih mi?
Belki de geleceğin kartvizitinde şu yazacak:
Analog Hayat: Yeni Zenginlik Modeli
Köyde yaşamak, bahçe ekip biçmek, kendi sebzesini yetiştirmek…
Bunlar bir dönem “zorunluluktu”.
Şimdi “tercih”.
Ve tercih edilen şey her zaman lükstür.
Gelecek yıllarda belki de en değerli mülkler, şehir merkezindeki plazalar değil; internetin zor çektiği kıyı kasabaları olacak.
Çünkü insan, eninde sonunda insan kalmak ister.
Teknoloji ilerleyecek.
Yapay zekâ daha akıllı olacak.
Şehirler daha hızlı büyüyecek.
Ama insan ruhu hızlanmıyor.
Belki de geleceğin en pahalı evi; duvarları taş, çatısı ahşap, penceresinden deniz görünen, ve içinde Wi-Fi şifresi olmayan bir kulübe olacak.
Ve belki de en zengin insan,
en çok kazanan değil,
en çok susabilen olacak.
Tülay Ataman