AID Uluslararası Doktorlar Derneği, afet ve kriz bölgelerinde sağlık hizmeti sunma hedefiyle Dünya Sağlık Örgütü’nden akreditasyon alarak Türkiye’de bir ilke imza attı. Bu başarı, derneğin uluslararası alanda tanınan bir kuruluş haline gelmesini sağladı.
Özet: AID Uluslararası Doktorlar Derneği, uzun süren çalışmalarının ardından Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından akredite edildi. Bu başarı, Türkiye’den bir sivil toplum kuruluşunun bu alanda elde ettiği ilk akreditasyon olma özelliğini taşıyor.
Ankara – Afet ve kriz bölgelerinde canla başla çalışan AID Uluslararası Doktorlar Derneği, uluslararası arenada da adından söz ettirmeye başladı. Dernek, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından akredite edilerek önemli bir başarıya imza attı. Bu akreditasyon, AID’in afet ve kriz bölgelerinde uluslararası standartlarda sağlık hizmeti sunma konusundaki kararlılığının bir göstergesi olarak kabul ediliyor.
Bu başarıya ulaşmak kolay olmadı. Tam üç yıl boyunca süren yoğun bir hazırlık, eğitim ve saha çalışması gerekti. Ekim 2021’de DSÖ Acil Medikal Ekipleri (EMT) sertifikasyon sürecine dahil olan AID, bu süreçte gece gündüz demeden çalıştı. Sonunda, Kartal’da düzenlenen iki günlük kapsamlı bir sunum ve uygulama programıyla DSÖ’ye üyelik için son virajı da başarıyla döndü.
Peki bu sunum ve uygulama programında neler yapıldı? Dernek yetkilileri, afet ve kriz bölgelerinde uluslararası standartlara uygun sağlık hizmeti sunabilme kapasitelerini en ince ayrıntısına kadar anlattılar. Sahra hastanesinin nasıl kurulduğundan, personelin nasıl organize edildiğine, lojistik yönetimi ve kriz anı senaryolarına kadar her şey uygulamalı olarak gösterildi. Dünya Sağlık Örgütü temsilcileri de bu süreci yakından takip etti ve değerlendirmelerde bulundu.
Sunumların ilk gününde DSÖ temsilcileri, AID’in kurduğu sahra hastanesini teftiş etti. Bu hastane, adeta küçük bir şehir gibiydi. İçerisinde doğumhane, acil servis, triaj, ayakta bakım ünitesi, izolasyon, rehabilitasyon, eczane, sterilizasyon, su arıtma, atık sistemleri, yönetim, sosyal alan, teknik depo ve morg bile vardı! Tam 2 bin metrekarelik bir alana kurulan bu sahra hastanesi, DSÖ temsilcilerinden tam not aldı.
İkinci gün ise AID yetkilileri, sahra hastanesinin nasıl işlediğini, afet bölgesinde sağlık hizmetlerinin nasıl organize edildiğini ve DSÖ standartlarına uygun raporlama mekanizmalarını detaylı bir şekilde anlattılar. Sunumların ardından DSÖ temsilcileri kendi aralarında bir değerlendirme toplantısı yaptı ve sonuçta AID Uluslararası Doktorlar Derneği’nin akreditasyon süreci onaylandı.
Programın ardından mikrofonlarımıza konuşan AID Uluslararası Doktorlar Derneği Genel Başkanı Yavuz Dede, duygularını şu sözlerle dile getirdi: “Biz, AID Uluslararası Doktorlar Derneği olarak verifikasyon işlemimizi gerçekleştirdik. 3 yıldır devam eden yoğun çalışmaların neticesinde akreditasyonumuzu aldık. Böylelikle biz de EMT çatısı altında yer alan 40 kurum içerisinde bulunan 15 sivil yapılanmadan biri olduk.”
Dede sözlerine şöyle devam etti: “Ayrıca Türkiye’de, devlet kurumu olan UMKE’den sonra EMT sertifikası almış ilk sivil kuruluş olma unvanını kazandık. İslam coğrafyasında da ikinci akredite ekip olduk. Gönüllerimize de çok teşekkür ediyorum. Bu iş tamamen gönüllülük esasına dayalı bir çalışmadır.” Bu sözler, AID’in başarısının arkasındaki özveriyi ve gönüllülük ruhunu açıkça ortaya koyuyor.
AID, bu akreditasyonla yetinmeyi düşünmüyor. Dernek, hem doktor hem de sağlık personelinin eğitimlerine devam ederek her türlü olağanüstü duruma hazırlıklı olmayı hedefliyor. Ayrıca, uluslararası iş birliklerini artırmayı ve afet bölgelerinde yerel sağlık altyapılarını destekleyici projeler geliştirmeyi planlıyor. Savaş, salgın ve doğal afet bölgelerinde mağdur olan insanların yaşam koşullarını iyileştirme hedefiyle insani yardım faaliyetlerine aralıksız devam edecekler.
Program, AID temsilcilerine hediye edilen EMT bayrağı ve Verifikasyon Belgesi ile sona erdi. Bu belge, AID’in uluslararası alanda tanınan ve güvenilir bir kuruluş olduğunu tescil ediyor. Umarız, AID’in bu başarısı diğer sivil toplum kuruluşlarına da örnek olur ve Türkiye’nin insani yardım alanındaki gücü daha da artar.