Mahmut ve Ülviye Deniz çiftinin Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde dünyaya gelen bebekleri Fahrettin, daha ilk günlerinde adli bir sürecin öznesi oldu. Ailenin dini veya kişisel gerekçelerle topuk kanı ve aşı uygulamasını reddetmesi, hastane yönetimini yasal prosedürleri işletmeye sevk etti.
Baba Mahmut Deniz, doktorların kendilerini “Çocuğunuza kayyum atanabilir, sosyal hizmetler gelmeden giderseniz firari yazılırsınız” diyerek baskı altına aldığını öne sürdü. Yaşadıkları süreci şu sözlerle özetledi:
“Aşı ve kan alınacaksa, bebeğimin başına bir şey gelmeyeceğine dair yazılı imza istedim ama kabul etmediler.”
“Ben başhekim yardımcısıyla görüşürken, eşimden habersiz bebeğimden kan almışlar. Beden dokunulmazlığını ihlal ettiler.” “Benim çocuğum belediye ya da şirket mi ki kayyum atanıyor? Eşimin sütü bu stres yüzünden kesildi.”
Türkiye’de benzer vakalarda, Sağlık Bakanlığı’nın protokolleri uyarınca durum aile mahkemelerine bildiriliyor. Mahkeme, çocuğun üstün yararını (hastalık teşhisi ve tedavisi) gözeterek:
Sağlık Tedbiri: Çocuğun muayene ve tedavisi için mahkeme kararı çıkarabilir.
Kısıtlı Kayyumiyet: Sadece sağlık kararlarıyla sınırlı olmak üzere bebeğe geçici bir kayyum atanması söz konusu olabilir.
Ailenin avukatı Cüneyt Bülent Şeker, çocuğun üzerinde en güvenilir elin anne-baba olduğunu savunurken; İl Sağlık Müdürlüğü ise sürecin tamamen bakanlık tarafından belirlenen standart prosedürler çerçevesinde yürütüldüğünü, topuk kanının hayati önem taşıyan genetik hastalıkların teşhisi için zorunlu olduğunu bildirdi.
Topuk Kanı Neden Önemli? Sağlık Bakanlığı, topuk kanı ile zeka geriliğine, beyin hasarına veya ölüme yol açabilecek (Fenilketonüri, Biyotidinidaz eksikliği vb.) hastalıkların önceden tespit edildiğini hatırlatıyor.
HABER: Hatice ÇELİKEL
Kaynak: Haber Merkezi