İklim değişikliği, hızlı kentleşme ve artan enerji ihtiyacı dünya genelinde şehirlerin yeniden tasarlanmasını zorunlu hâle getirirken, İskandinav ülkeleri sürdürülebilir şehircilik alanında geliştirdikleri projelerle uluslararası alanda dikkat çekmeye devam ediyor. İsveç, Norveç, Finlandiya, İzlanda ve Danimarka, insan ve doğa merkezli şehircilik anlayışıyla şehir yaşamına yön veren ülkelerin başında geliyor.
Danimarka’nın başkenti Kopenhag, sürdürülebilir ulaşım konusunda dünyanın en başarılı şehirleri arasında yer alıyor. Dünyanın en bisiklet dostu şehirlerinden biri olan Danimarka’da binlerce kişi günlük ulaşımlarını otomobil veya toplu taşıma yerine bisikletle gerçekleştiriyor. Bu durum, hava kalitesinin artmasında da büyük rol oynuyor. Şehir yönetimi aynı zamanda iklim değişikliğinin sebep olduğu yoğun yağışlar için özel altyapı projeleri geliştirerek yağmur sularının depolanarak yeniden kullanılmasını sağlayan bu projelere yatırım yapıyor.
İzlanda’da karbon emisyonunu azaltmak amacıyla elektrik ve ev ısıtma alanında tamamen jeotermal ve hidroelektrik gibi yenilenebilir kaynaklar kullanılıyor. Böylelikle 2040’a kadar karbon nötr olunması hedefleniyor.

İsveç’te sürdürülebilir şehircilik anlayışı, enerji tasarrufu sağlayan yapılar ve çevre dostu yaşam alanları üzerine kuruluyor. Başkent Stockholm’de sürdürülebilir mahalle projeleriyle enerji tüketiminin azaltılması, su ve atıkların yeniden kullanılabilir hâle getirilmesine öncelik veriliyor. Stockholm’de geliştirilen büyük ölçekli ahşap yapılaşma projeleri, inşaat sektörünün karbon emisyonunu azaltmayı amaçlıyor. Malmö kentinde ise tamamen yenilenebilir enerji kullanımını hedefleyen projeler ön plana çıkıyor.
Finlandiya, sürdürülebilir şehircilik çalışmalarını dijital projelerle birleştiren ülkeler arasında yer alıyor. Başkent Helsinki başta olmak üzere birçok şehirde trafik yönetimi, enerji tüketimi ve kamu hizmetleri dijital sistemler tarafından takip ediliyor. Akıllı şehir uygulamaları ile enerji kaynaklarının daha verimli kullanılması, ulaşım ağlarının düzene girmesi ve karbon salımının azaltılması amaçlanıyor.
Norveç ise elektrikli ulaşım sistemlerinin yanı sıra temiz enerji yatırımlarıyla sürdürülebilir şehircilik alanında dikkat çeken ülkeler arasında yer alıyor. Özellikle Oslo’da elektrikli toplu taşıma araçlarının yaygınlaştırılması ve düşük emisyonlu bölgelerin oluşturulmasıyla hava kirliliğinin azaltılması hedefleniyor. Ülkede şehir planlaması yapılırken doğal alanların korunmasına ve yeşil alanların artırılmasına da öncelik veriliyor.

Uzmanlar, İskandinav ülkelerinde uygulanan sürdürülebilir şehircilik politikalarının yalnızca çevresel fayda sağlamadığını, aynı zamanda ekonomik ve sosyal açıdan da önemli olduğunu belirtiyor. Sürdürülebilir enerji politikalarının en önemli sonuçları arasında daha temiz hava, daha düşük enerji maliyetleri, gelişmiş toplu ulaşım sistemleri ve yaşam kalitesindeki artış yer alıyor. Avrupa’da dâhil olmak üzere dünya üzerindeki birçok şehir yönetiminde İskandinav modeli inceleniyor ve baz alınıyor.
Küresel ölçekte iklim değişikliğinin etkileri her geçen yıl daha belirgin hâle gelirken, şehirlerin çevresel sorunlara karşı dirençli hâle getirilmesi büyük önem taşıyor. İskandinav ülkelerinin yıllardır süregelen şehircilik modeli yalnızca şu anı değil, geleceğin yaşam alanlarıyla ilgili de önemli ipuçları veriyor. Doğayı koruyan, insan yaşamını merkeze alan bu yaklaşım, sürdürülebilir kentleşme konusunda dünyadaki birçok ülkeye de örnek olmaya devam ediyor.
SEVDA ÇATAL