Artan enflasyon,eğitim maliyetleri, barınma ve ulaşım giderleri gençlerin üniversite tercihlerinde yalnızca puan ve başarı sıralamasını değil, ekonomik koşulları da gözetmesine neden oluyor. Son yıllarda boş kalan üniversite kontenjanlarının artması, bazı bölümlere ilginin düşmesi ve öğrencilerin yaşadıkları şehre yakın üniversitelere yönelmesi, ekonominin yükseköğretim üzerindeki etkisini gözler önüne seriyor.
ÜNİVERSİTE TERCİHLERİNDE YENİ BELİRLEYİCİ: EKONOMİK GERÇEKLER
Türkiye’de milyonlarca aday için üniversite tercihi artık yalnızca akademik adım değil. Artan kira fiyatları, eğitim ve ulaşım maliyetleri ve günlük yaşam giderleri tercih listelerini etkiliyor. Son yıllarda hızla yükselen yaşam maliyetleri nedeniyle gençler ve aileler tercihlerde ekonomik bir strateji de planlamak zorunda kalıyor.
BOŞ KONTENJAN SAYISINDAKİ ARTIŞ DİKKAT ÇEKİYOR
ÖSYM’nin yerleştirme sonuçlarına göre son yıllarda boş kalan yükseköğretim kontenjanlarının belirgin şekilde arttığı görülüyor.
Resmi verilere göre 2025 yerleştirme sonuçlarında yaklaşık 53 bin boş kontenjan boş kaldı. Bu tablo, yükseköğretime erişimde yalnızca akademik değil ekonomik nedenlerin de etkili olmaya başladığını düşündürdü. Eğitim Reformu Girişimi’nin (ERG) 2025 Eğitim İzleme Raporu da belirsiz ekonomik koşulların üniversite tercihleri üzerindeki etkisine dikkat çekiyor. Raporda özellikle büyükşehirlerde eğitim maliyetlerinin yükselmesinin üniversite tercihini zorlaştırdığı belirtiliyor.
EĞİTİM BİRÇOK MASRAF GEREKTİRİYOR
Üniversite eğitiminin maliyeti yalnızca öğrenim ücretinden oluşmuyor. Öğrenciler kira, yurt, ulaşım, beslenme, eğitim materyalleri ve iletişim giderlerine sahip.
Özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyükşehirlerde kiraların son yıllarda ciddi biçimde artması nedeniyle birçok aday yaşadığı ile yakın üniversiteleri tercih etmeye başladı. Belirsiz ekonomik koşullarda bu davranışın anlaşılabilir olmasının yanında gençlerin barınma, beslenme ve eğitim gibi temel insan haklarını ekonomik olarak karşılayamayacakları kaygısıyla ideallerinden ayrılarak tercih yapması dikkat çekti.
TERCİHLERDE İŞ BULMA İHTİMALİ DAHA FAZLA ÖNE ÇIKIYOR
Ekonomik belirsizlik yalnızca üniversite seçimini değil, bölüm tercihlerini de değiştiriyor.Gençler artık mezuniyet sonrasında daha hızlı iş bulabilecekleri alanlara yöneliyor.
TÜİK verilerine göre son yıllarda özellikle; yazılım, yapay zekâ, veri bilimi, siber güvenlik, sağlık bilimleri, mühendislik gibi istihdam olanaklarının yüksek olduğu alanlar daha fazla ilgi görürken; düşük istihdam oranına sahip bölümlerde kontenjanların doluluk oranlarında gerilemeler yaşanıyor.
VAKIF ÜNİVERSİTELERİ DAHA FAZLA ETKİLENİYOR
2025 yerleştirme verileri, boş kalan kontenjanların önemli bölümünün vakıf üniversitelerinde toplandığını ortaya koyuyor.
Eğitim Reformu Girişimi’nin resmi verilere dayandırdığı analizine göre 2025 yılında boş kalan kontenjanların yaklaşık yüzde 82’si vakıf üniversitelerinde gerçekleşti. Artan eğitim ücretleri ve yaşam maliyetleri nedeniyle birçok aday devlet üniversitelerine yöneliyor. Boş kontenjanların çoğu vakıf üniversitelerine aitken 2025 yılında devlet üniversitelerinde lisans doluluk oranı yüzde 99, ön lisans doluluk oranı yüzde 100 olarak açıklanmıştı.
Üniversite tercih döneminde adaylar artık yalnızca ideallerini değil, eğitim süresince karşılaşacakları ekonomik koşulları da hesaba katıyor. Ekonomik belirsizlik sonucu artan yaşam ve eğitim maliyetleri, öğrencilerin şehir seçimini, bölüm tercihini ve üniversite kararını doğrudan etkiliyor. Son yıllarda yükselen boş kontenjan sayıları, tercih edilen ve edilmeyen bölümler yükseköğretim sisteminde ekonomik faktörlerin giderek daha belirleyici hale geldiğine işaret ediyor.
Haber: Rabia Kayıt