Çıraklık sigortası emeklilik hakkı konusunda yıllardır süren tartışmalar, Yargıtay’ın verdiği yeni kararla yeniden gündeme geldi. Yüksek Mahkeme, çıraklık döneminde üretimde çalıştığını ve bu sürenin emeklilik hesabına dahil edilmesi gerektiğini savunan bir vatandaşın davasında dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Karar, milyonlarca çırak ve stajyerin yakından takip ettiği sürece yeni bir boyut kazandırdı.
Türkiye’de uzun yıllardır çıraklık ve staj dönemlerinde yapılan sigortaların emeklilik başlangıcı olarak kabul edilmesi yönünde talepler dile getiriliyor. Çırak ve stajyerler, eğitim sürecinde yalnızca teorik bilgi almadıklarını, birçok iş yerinde doğrudan üretime katıldıklarını belirterek bu sürelerin emeklilik hesabında değerlendirilmesini istiyor.
Konu zaman zaman yargıya taşınırken, son olarak Yargıtay’ın verdiği karar dikkat çekti.
Dosyaya konu olan olayda, 1987-1989 yılları arasında Makine ve Kimya Endüstrisi’nde (MKE) çırak olarak görev yapan bir kişi, söz konusu dönemde fiilen üretimde çalıştığını ileri sürerek hizmet tespiti davası açtı.
Davacı, çıraklık dönemindeki çalışmalarının uzun vadeli sigorta kollarına tabi olması gerektiğini ve emeklilik hesabına dahil edilmesini talep etti. İlk derece mahkemesi, dinlenen tanıkların ifadeleri doğrultusunda davacının üretime yönelik çalıştığı kanaatine vararak talebi kabul etti. Bölge Adliye Mahkemesi de bu kararı yerinde buldu.
Ancak dosya daha sonra Yargıtay’a taşındı.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, kararında sosyal güvenlik hakkının anayasal bir hak olduğuna dikkat çekti. Yüksek Mahkeme, bu tür davalarda yalnızca tanık ifadeleriyle yetinilemeyeceğini, iş yerindeki kayıtların, bordroların, puantaj belgelerinin ve SGK kayıtlarının da ayrıntılı şekilde incelenmesi gerektiğini vurguladı.
Kararda ayrıca, gerekirse mahkemelerin resen araştırma yapabileceği ve ek deliller toplayabileceği belirtildi.
Kararın en dikkat çekici bölümü ise çıraklık ilişkisinin niteliğine ilişkin değerlendirme oldu.
Yargıtay’a göre çıraklık sözleşmelerinde temel amaç meslek öğretmek ve eğitim vermektir. Ancak bir kişinin eğitimden çok üretim faaliyetlerinde görev aldığı, normal işçi gibi çalıştırıldığı ve mesleki eğitimin ikinci planda kaldığı tespit edilirse durum farklı değerlendirilebilir.
Kararda, çıraklar diğer çalışanlar gibi üretime katılmasanın, eğitim faaliyetlerinin geri planda kalmasının ve fiilen işçi gibi çalıştırılıyorlarsa, bu ilişkinin yalnızca çıraklık kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmayacağının değerlendirilmezi dikkat çekti.
Yargıtay’ın kararı kamuoyunda farklı yorumlara neden oldu. Ancak kararın içeriğinde “çıraklık sigortası kesin olarak emeklilik başlangıcı sayılır” ya da “kesin olarak sayılamaz” şeklinde bir hüküm bulunmuyor.
Yüksek Mahkeme, somut olayın tüm yönleriyle araştırılmasını ve kişinin gerçekten üretimde işçi gibi çalışıp çalışmadığının ayrıntılı şekilde ortaya konulmasını istedi. Bu nedenle dosyada yer alan yerel mahkeme kararı eksik inceleme gerekçesiyle bozuldu.
Karar, yıllardır sigorta başlangıçlarının emeklilik hesabında dikkate alınmasını isteyen milyonlarca çırak ve stajyer açısından önem taşıyor.
Özellikle üretimde aktif görev alan kişilerin çalışma koşullarının detaylı incelenmesi gerektiğine vurgu yapılması, benzer davalar için emsal niteliğinde değerlendiriliyor. Uzmanlara göre bu karar, çıraklık döneminde yapılan işin niteliğinin emeklilik hesaplamalarında belirleyici olabileceğini ortaya koyuyor.
HABER: Buse Önder
KAYNAK: Haber Merkezi