Dijital Çağın Yeni Hastalığı: Neden Duyarsızlaşıyoruz?

Yayınlama: 05.05.2026
A+
A-

Çağımızda her şeye kolayca ulaşabiliyoruz. Ancak yeteri kadar hissedebiliyor muyuz? Elimize her telefonu aldığımızda ekranlarımıza farklı bir felaket haberiyle karşılaşıyoruz. Bu görüntüleri, haberleri ilk gördüğümüzde içimizde bir sızı, üzüntü oluyor. Zamanla ise yalnızca bir içeriğe dönüştüğünü görüyoruz. Peki, bunun nedeni ne; neden duyarsızlaşmaya başlıyoruz?

Duyarsızlaşma Nedir?

Psikolojiye göre, duyarsızlaşma diye adlandırdığımız bu durumun nedeni aslında beynimizin aşırı uyarana karşı geliştirdiği hayatta kalma stratejisi. Tıpkı bir kokunun olduğu bir odada uzun süre kaldığımızda o kokuyu artık almamamız gibi. Zihnimiz de sürekli şekilde yoğun duygusal yüklere maruz kaldığımızda bunları bir süre sonra normalleştiriyor. Bu “merhamet yorgunluğu” olarak da biliniyor. Çünkü acıları ilk anki şiddetiyle hissetmek, taşıması imkansız bir yük haline geliyor.

Ama aslında sorun tam burada başlıyor. Bu bizi acıdan koruduğu gibi empati yeteneğimizi de bizden yavaş yavaş törpülüyor. Önceden mahalledeki komşunun cenaze evi günlerce yas tutmamızı sağlarken, artık dünyanın bir ucundaki savaşları istatistik gibi takip etmeye başlar hale geldik. Bu sayılar arttıkça duyarlılığımız da ironik bir şekilde azalıyor.

Duygusal Nasırlaşma

Bunun sebeplerinden biri de hız olarak gösteriliyor. Bir haberi sindiremeden başka bir habere geçiyoruz. Derinleşemeden akışta başka başka şeylere maruz kalıyoruz. Duyarsızlaşma aslında bir nevi duygusal olarak bizi nasırlaştırıyor. Nasıl ayakkabı vurdukça nasır tutan ayağımız artık acımaz ise maruz kaldığımız şiddet, felaket ve adaletsizlik karşısında benzer bir zırh giyiyoruz.

Peki, kendimizi bu duyarsızlaşmadan nasıl koruyabiliriz? Bu duruma en büyük panzehir, farkındalığımızı artırmaktır. Karşılaştığımız felaket, kötü haberlerin arkasında bir insan hikayesinin olduğunu kendimize hatırlatmalıyız. Dijital dünyanın gürültüsünden uzaklaşıp gerçek temaslara dönmek duyarsızlaşmamıza engel olabilir. Elbette dünyayı tek başımıza kurtaramayız. Fakat en azından gördüğümüz bir adaletsizlikte şaşırma, üzülme gibi insani yetimizi koruyabiliriz. İnsanı insan yapan en önemli şey bir şeyleri hissedebilmesidir. Hiçbir kötülüğe alışmadığımız bir hayat diliyorum.

Meryem Veli

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.