Son zamanlarda dört bir yanda yaşanan okulda şiddet haberleri gündemi sarsmaya başladı. Eskiden okul denildiği zaman akla eğitim ve güven geliyordu. Şimdiki zamanda ise okul koridorlarından korkunç haberler almaya başladık. Peki, neden çocukların zihinlerine o karanlık düşünceler sızdı? Bunun en önemli sebeplerinden biri olarak; her çocuğun elindeki telefonlarda, kontrolsüzce gezdikleri dijital platformlarda gizli. Peki, dijital platformlar yeterince denetleniyor mu?
Son zamanlarda dört bir yanda yaşanan okulda şiddet haberleri gündemi sarsmaya başladı. Eskiden okul denildiği zaman akla eğitim ve güven geliyordu. Şimdiki zamanda ise okul koridorlarından korkunç haberler almaya başladık. Peki, neden çocukların zihinlerine o karanlık düşünceler sızdı? Bunun en önemli sebeplerinden biri olarak; her çocuğun elindeki telefonlarda, kontrolsüzce gezdikleri dijital platformlarda gizli. Peki, dijital platformlar yeterince denetleniyor mu?
Dijital platformlar bugünün modern dünyasında iyice “vahşi batı” haline gelmiş durumda. Uygulamalar şiddeti bir oyun mekaniği haline getiriyor. Özellikle bazı mecralarda kurulan ve şiddeti yücelten kapalı ve gizli gruplar denetim mekanizmaların daha aktif çalışması gerektiğini gösteriyor. Gençler iyiden iyiye algoritmalara hapsedilmiş bir durumda. Eğer bir kere şiddet içerikli bir şeye tıklarsanız, algoritma siz daha fazlasını ve daha sertini sunmak için yarışıyor. Teknoloji devleri, kâr markajlarını koruduğu gibi çocukları korumak için çaba sarf etmiyor. Artık şiddet ve nefret söylemleri en çok önerilen içerikler arasına giriyor.
Okullarda ya da şiddet faili gençlerin profillerine bakıldığında genellikle yalnızlaşmış ve dijital dünyada anti-kahramanlara özenen kişileri görüyoruz. Bu kişiler şiddeti çözüm yolu olarak görüyor. Şiddet, bu çocuklar için bir suçtan çok bir içerik veya statü haline gelmiş şekilde. Bir genç, merak ederek izlediği bir oyun videosunda silahların yüceltildiği, zorbalığın bir güç gösterisi şeklinde sunulduğu anlara sürükleniyor.
Artık erişim engelleri veya yasaklar bu sorunu çözmediğini adeta bizlere gösteriyor nitelikte. Bunun için radikal kararların atılması şart.
Dijital Okuryazarlık: Okullarda ekranlardaki yalanı ve kötülüğü ayırt etmek için derslerin verilmesi önemli.
Platform Sorumluluğu: Dijital platformlar, şiddeti özendiren algoritmalardan hukuken sorumlu olmalıdır.
Psikolojik Takip: Rehberlik servisleri, dijital bağımlılık ve şiddet eğilimi konusunda modernize edilmeli.
Bugün eğer dijital dünyadaki başıboşluğa dur denilmesi gerekiyor. Bu denetim yalnızca devletin değil, aynı zamanda ailelerin ve teknoloji şirketlerinin de ortak yürütmesi gereken bir durum. Bu sınava hepimiz ortağız. Ve gözüküyor ki hepimiz sınavdan kalıyoruz. Klavye başında kahramanlık değil, gerçek yaşamda çocuklarımıza sahip çıkmalıyız.
Meryem Veli