Azerbaycan kökenli Sera E. çocukluğundan bu yana kadar yaşattığı Nevruz geleneğini anlattı. Röportajımızda sofra hazırlığından, geleneklere kadar birçok detayı konuştuk.
Nevruz, ilkbaharın başlangıcıdır. 21 Mart’ta gündüzler uzamaya, geceler kısalmaya başlar. Doğa uyanır. Birçok bölgede baharın gelişi, taze bir başlangıç ve yeni umutları temsil eder. Aslen Azerbaycanlı olan Sera E. çocukluğundan itibaren her yıl karşıladığı Nevruz geleneğini anlattı.
Ailenizin kökeni nereden geliyor?
Aslen Azerbaycanlıyız. Yıllar önce bölgede yaşanan sıkıntılardan dolayı büyük dedem Kars’a göç etmiş.
Azerbaycan’da Nevruz sizin için ne ifade ediyor?
Nevruz sadece Azerbaycan için değil tüm Kafkas Türkleri için aynı öneme sahiptir. Bu yüzden tüm Türki bölgelerde aynı heyecanla kutlanır. Nevruz isminde de geçen nevbahar anlamıyla yeni bir ayın, temizliğin gelişi demek. Bu yüzden nevruz Azerbaycan başta olmak üzere tüm Kafkas milletlerinde şölen niteliğinde kutlanır.
Nevruz Azerbaycan’da dini mi yoksa kültürel bir bayram mı olarak görülüyor?
Nevruz bir dini bayram değildir, kültürel bayramdır. Hiç kuşkusuz ki yılın en beklenen günüdür. Nevruz bayramı Türkler için yaklaşık 3 bin yıllık geçmişe sahip bir destanın arkasında bıraktığı hatıralardan biridir. Asırlar önce Ergenekon destanı ile demir dağı eritip çıkan ataların torunlarının onları anma, onların ardından yıllar süren kıtlığın bittiği ve bugünkü baharın bereketinin geldiğine inanma günüdür
Çocukluğundan beri Nevruz’u nasıl kutluyorsunuz?
Şölen olarak nitelendirdiğim nevruz Kafkas kökenli bir aile olduğumuz için yüzyıllardır bizim evlerimizde de yaşanır. Kendimi bildim bileli bizim evde yılın en beklenen günü Nevruz Bayramı olmuştur. Nevruzdan önce eve o heyecan yayılırdı. Şimdi yıllar geçtikçe yaşanan büyümeyle heyecan seviyesi daha az olsa da hala en beklediğimiz günlerden biri Nevruz’dur. Çünkü Nevruz çocukluğum, o yaşlardaki tutkum demek.
Nevruz’dan önce evlerde ne gibi hazırlıklar yapılır?
Nevruz öncesi hazırlıklar günler öncesinden başlar. Ailede nişanlı olan gelinler varsa önce onlara ve yeni doğmuş bebeklere hediyeler alınır. Onlar içinde ayrı süslü paketler, meyve ve ikram sepetleri hazırlanır. Daha sonra yumurtalar pişirilerek boyanır renk renk, desen desen… O yumurtalar güzelce süslenmiş bir tepsiye yerleştirilir gelen çocuk ya da misafir almak isterse alıp yesin diye… Alışveriş yapılır: Çeşit çeşit meyve, kuru yemiş, ikramlıklar alınır. Bunlar hediye konacak tepsilerde süslenirken ev halkı içinde bayram günü öncesi “baca baca” ismini verdiğimiz gün tüm aile toplanıp yemek için ayrılır. Maksat birlik beraberlik yaşansın…
Ev temizliği veya özel hazırlıklar var mı?
Ev mutlaka detaylıca temizlenir. Hep büyük babaannelerimiz, anneannelerimizin lafı söylenir bu Nevruz’da nasıl girersen 7 sene aynı geçirirsin. Evin temiz olursa 7 sene temiz olur, şanslı girersen 7 sene şanslı olursun. Yeni kıyafetler giyer, aile ziyaretleri yaparsın. Özellikle o gün küslük, huzursuzluk çıkarmazsın.
Semeni (filizlenen buğday) hazırlama geleneği nasıl yapılır?
Semeni adını verdiğimiz yeşil bitki ekilir günler öncesinden. O bitki ne kadar çok hediye götüreceksen o kadar ekilir. Sepetlerin, tepsinin ortasına konar. Semeni bereketin, huzurun simgesidir. O yüzden haneye huzur, bereket getirileceğine inanılır.
Nevruz sofralarında olmazsa olmaz var mıdır? Hangi yemekler hazırlanır?
Nevruzda genelde sofralar renkli olur. Maddi imkanın el verdiği kadar çeşit çeşit yemek, ikramlık hazırlanır. Herkes elinden gelenin fazlasını yapar çünkü o gün muhakkak misafir geleceği için sofrasının açık olmasını ister. Yemek konusunda bir sınır yoktur sadece tatlı ve ikramlık çeşidi çok fazla olur. Bu da tüm senenin sofranda çeşidi arttıracağına olan inançtan yaşanır.
Ateş üzerinden atlama geleneği Azerbaycan’da nasıl yapılır?
Nevruz günü ateş yakılır. O ateşin üstünden atlamadan dilek dilenir. Daha sonra üzerinden atlanır. Ateşin dileğini hızla gerçekleştireceğine inanılır.
Kapı dinleme veya kapı bırakma gibi gelenekler var mı? Nasıl Yapılır?
Bayramdan bir gece önce “baca baca” dediğimiz gün bir eve misafirliğe gidersin genelde insanlar bayramlaşmaya gider zaten. Gittiğin evlerden birinin önüne gelmeden bir dilek dilersin. Sonra gittiğin kapıda seni görmeden konuştukları konuyu dinlersin. Duyduğun ilk cümle ya da kelime senin dileğinin sonucunu belli eder. Eğer olumlu bir şeyse dileğin gerçek olacak, eğer olumsuz bir şeyse dileğin gerçekleşmeyecek. Tabi ki cümlenin ya da kelimenin mantıklı olması gerekiyor.
Dileğin sınırı var mıdır?
En önce dilekler olabildiğince çok dilenir. Ve bunun evren tarafından hemen gerçekleşeceğine inanılır. Dilekler resmedilir, yazılır daha sonra 21 Mart’tan bir gece önce bir yeşilin altına veya suya bırakılır. Dileğinin tüm sene gerçekleşeceği düşünülür. Evde yaptığın her şeyin bir anlamı olduğu o gün ne yaparsan 7 sene aynı şeyi yaparsın inancı yaşanır. O gün uyursan yedi sene uyursun, o gün ağlarsan 7 sene ağlarsın gibi… Daha sonra ailede ki küçük çocuklara annelerimiz kendi eliyle çanta diker içine para, renkli yumurta, çerez falan koyar. Bunlar da ne kadar çok çocuğu sevindirirsen tüm sene o kadar işinin rast gideceğine işarettir.
Nevruz sadece Azerbaycan’a özgü bir bayram mı, yoksa tüm Türk dünyasına ait bir bayram mı?”
Hayır nevruz Azerbaycan’a özgü değil tüm Türklere özgüdür. Ama ne yazık ki günümüzde ki birçok bölgede bu gelenek yeterince yaşatılmamaktadır. Nevruz eski yazıtlarda da kanıtlı olarak tüm Türklerin bayramıdır. Tarihin en eski bayramlarından biridir. Bu bayramın doğuşu hikayesinden de bahsettiğim Ergenekon’a kadar dayanır. Nevruz zaten sadece Azerbaycan da kutlanmaz. Tüm dünya Türk devletlerinde kutlanır. Sadece Azerbaycan’da çok daha gösterişli ve görkemli kutlar. Ama açıp bakıldığında Kazakistan, Özbekistan gibi devletlerde de şenlikle kutlanır. Hatta o gün kostümler giyilir, karnaval gibi kutlarlar. Azerbaycan’ın diğer devletlerden farkı bu bayramı Türk tarihinin en önemli bir parçalarından biri olarak gördüğü için haftalarca üzerinde durması.
Günümüzde gençler Nevruz’u hâlâ eskisi gibi kutluyor mu?
Ne yazık ki günümüzde gençler arasında nevruz geleneğinin bilinirliği azalmış durumda… Bu beni en çok üzen konulardan biridir. Biz şanslı nesilden biriydik. Geleneğin yaşatıldığı bir ailede büyüdük. Çocukluğumuzdan itibaren o aidiyeti, tarihi ve kökeni atalarımızdan ve büyüklerimizden dinledik. Şu an bile kendi yetiştirdiğimiz küçüklerimize aşılamaya çalışırken bizdeki etkinin yarısını göremiyoruz. Özellikle kendi arkadaş çevrem çoğunluğu Nevruz’un benimle birlikte Türk bayramı olduğunu öğrendi. Çünkü onlar böyle bir aidiyet ve kültürle büyümedikleri için ister istemez bu konuda eksik kalmışlar. Fakat bu aidiyet bilinci bir şekilde tekrar yakılmalı. Dünyanın en güzel şeyi kültürel bilince sahip gençlik yetiştirmek. Tarihin tanık olduğu en eski kayıtlarda bile geçen bir bayramın yok sayılması gerçekten incitici.
Gülşah Engin