Hayatta olmayan tüm kadınlara ithaf edilmiştir.
Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Kadının ne kadar güçlü, önemli olduğunun hatırlandığı sayılı günlerden. Her reklamda başrol kadın. Kadının ne kadar değerli, ne kadar güçlü olduğu vurgulanıyor diğer senaryoların aksine. Sokaklarda ellerinde karanfille dolaşanlar gördüğü her kadına karanfil vererek gününü kutluyor. Hatırlandığımız, sayıldığımız nadir günlerden, belki de tek gün.
Ancak diğer günler reklamlarda ve dizilerde karşılaştığımız kadın anlatısı çok farklıdır. Araba reklamlarında kadın çoğunlukla yan koltukta oturur. Ev temizliğine ait ürünler kadına yönelik reklamlarla tanıtılır. Çocuğunu okula kaldıran, eşine kahvaltı hazırlayan kadındır. Kadın burada da başroldedir ama toplumun kadına biçtiği rollerle.
İletişim teorisyeni George Gerbner’in Ekme Kuramı’na göre televizyonda gördüklerimiz bir süre sonra gerçekliğin yerine geçerek hayatımızı şekillendiriyor. Medyada yer alan diziler, reklamlar; kadının nerede durması, ne yapması gerektiği konusunda bize ön bilgiler veriyor. Hangi mesleği seçeceğimiz, kiminle evleneceğimiz, hangi şehirde yaşayacağımız, hangi işte çalışacağımız, olmamız gereken yerler… diziler ve reklamlarla şekillenerek toplumda kadın algısını oluşturuyor. Öyle ki kadına en çok yakışan meslek, kadının yeri, gece dışarıya çıkacağımız saat, giyeceğimiz kıyafetler üzerine örtülü göndermeler yapılarak kadına yönelik baskıyı, şiddeti artırabiliyor.
Kadınlar dizilerde hastayken de doktora giderken de makyajlı ve bakımlıdır. Dövülen, güçsüz olan, eğitim hakkı elinden alınan, töreye kurban giden, zorla sevmediği biriyle evlendirilen, hayır diyemeyen bir kadın temsiliyeti televizyonlarda nerdeyse her akşam karşı karşıya kaldığımız bir kalıba dönüşüyor.
Çocuk olduğumuz dönemde de böyle bir yansıma görülüyor. Kız çocukları bebeklerle, mutfak takımlarıyla evcilik oynarken; erkek çocukları uçaklarla, kamyonlarla oynayarak hayaller kurar. Kızlar oynadığı oyuncaklarla ileride anne olmayı hayal eder. Erkekler şoför, pilot, para kazanan, eve bakan baba figürü hayalini kurar. Toplumun, televizyonun kendisine biçtiği role hazırlanırlar. Gerbner’in Ekme Kuramı’nın sosyal hayata yansımış hali olarak yorumluyorum ben bu durumu.
Kız çocukları da uçaklarla kamyonlarla, erkek çocukları da bebeklerle oynayabilir. Onlara verdiğimiz toplumsal rollerle büyümek zorunda değiller.
Biz kadınlar sadece 8 Mart’ta yayınlanan reklamlarla hatırlanmak, anılmak istemiyoruz. Hayatın her alanında var olmak, yaşamak istiyoruz.
8 Mart, reklamlarla Kadınlar Günü’nü kutlamak değildir. Var olan dilin, gösterilen, öğretilen kadınlığın yeniden sorgulanması gereken bir gündür.
Medyanın toplumsal sorumluluğu, kadın üzerinde üretilmiş dili ve algıyı güçlendirmek değildir. Algıyı kırarak eşit ve özgür alan oluşturmaya katkı sağlamaktır.
Daha aydınlık yarınlarda buluşabilmek dileğiyle.
Mücadele günümüz kutlu olsun.