Menzil ve Başlık: Mart başında denenen füzelerin 2000 km’den fazla menzile sahip olduğu ve Blast ve MRV tipi çoklu savaş başlığı taşıyabildiği belirtilmektedir.
Simurg Roketi: 20 Nisan’da fırlatılan bu roket, resmi açıklamada uydu yerleştirme amaçlı olsa da, analistler tarafından kıtalararası füze (ICBM) araştırmalarını perdeleyen bir araç olarak görülmektedir. 100 kg’dan fazla yük taşıma kapasitesi, nükleer başlık taşıma potansiyeli riskini doğurmaktadır.
BM Kararları: 1929 sayılı kararın (yasaklama) yerini alan 2231 sayılı karar (çağrıda bulunma), İran’a hukuki bir boşluk yaratmış ve denemelerin meşruiyeti konusundaki tartışmaları artırmıştır.
Metne göre İran, füze programını bir saldırı aracından ziyade hayati bir savunma ve caydırıcılık unsuru olarak görmektedir:
İran-Irak Savaşı Mirası: 1980’lerdeki savaşın yarattığı psikolojik yıkım ve Irak’ın kimyasal silah saldırıları, İran’da “bir daha asla savunmasız kalmama” bilincini oluşturmuştur.
Bölgesel Rekabet: İsrail ve Suudi Arabistan’ın devasa askeri harcamaları (Suudi Arabistan’ın 2015’te 87.2 milyar dolar harcaması gibi) ve modern hava güçleri karşısında İran, füzeleri tek etkili caydırıcı güç olarak konumlandırmaktadır.
Hava Gücü Zafiyeti: Konvansiyonel hava kuvvetleri rakiplerine göre eski kalan İran, bu açığı füze cephaneliği ile kapatmaya çalışmaktadır.
İsrail ve ABD: Füzelerin üzerine yazılan sloganlar ve füzelerin İsrail’i hedef aldığına dair açıklamalar, Likud hükümetinin elini güçlendirirken ABD’de yeni yaptırım çağrılarını tetiklemiştir.
Güven Bunalımı: İran’ın geçmişteki nükleer faaliyetleri (2003-2009 arası uranyum zenginleştirme süreci), füze programının “sivil veya savunma amaçlı” olduğu iddialarına şüpheyle yaklaşılmasına neden olmaktadır.
Suriye ve Yemen Faktörü: İran’ın bölgedeki vekil güçler üzerinden yürüttüğü politikalar, füze programının savunma amaçlı olduğuna dair uluslararası kamuoyunu ikna etmesini zorlaştırmaktadır.
HABER: Hatice ÇELİKEL
Kaynak: Haber Merkezi