Ruhun Çöp Kutusu: Neden Hiçbir Şeyi Tam Olarak Atamıyoruz?

Yayınlama: 28.02.2026
Düzenleme: 27.02.2026 22:33
A+
A-

Bugün size modern insanın en büyük yalanından bahsetmek istiyorum: “Yeniden başladım.” Sanki hayat bir bilgisayar oyunuymuş gibi, bir tuşa basıp geçmişin tüm enkazını silebilirmişiz gibi davranıyoruz. Sosyal medya profillerimizi temizliyoruz, eski fotoğrafları siliyoruz, gardırobumuzu yeniliyoruz. Ama o içimizdeki tozlu depoya, o “ruhsal çöp kutusuna” ne oluyor? Hiç düşündünüz mü?

Atılmayan Hatıraların Ağırlığı

Hayat, sadece biriktirdiklerimizden değil, atamadıklarımızdan oluşur. İlk hayal kırıklığının keskin kokusu, söylenmemiş bir “seni seviyorum’un ağırlığı ya da haksızlığa uğradığımız o öğleden sonrasının gri bulutu… Hepsi orada, ruhun en kuytu köşesinde birikiyor. Biz ise üzerlerine yeni deneyimler, yeni eşyalar, yeni insanlar yığıyoruz. Ama zemin sallandığında, ilk önce o alttaki eski kırıklar batıyor ayağımıza.

Sıra dışı olan şu: Biz aslında kurtulmak istemiyoruz. Çünkü insan, acısıyla da olsa “var olduğunu” hissetmek isteyen tek canlıdır. Mutluluk uçucudur, bir an parlar ve geçer. Ama o hüzünlü anı, o “neden?” sorusu bizi hayata bağlayan bir çapa gibidir.

Kusursuzluk Bir Hapishanedir

Etrafınıza bir bakın; herkes bir “estetik” peşinde. Kusursuz kahve fincanları, kusursuz tatil köyleri, kusursuz cümleler… Oysa doğada kusursuz hiçbir şey yoktur. Bir ağaç eğri büyür ve bu onu eşsiz kılar. Bir kaya rüzgârla aşınır ve bu ona karakter verir. Biz ise kendi pürüzlerimizi zımparalamaya çalışırken, aslında ruhumuzun imzasını siliyoruz.

Gerçek anlam, o çatlaklarda gizlidir. Eğer hayatınızda hiçbir şey kırılmadıysa, içindeki ışığın dışarı sızması imkansızdır. Kendi dağınıklığını sevmeyen bir insan, başkasının düzeninde sadece bir misafirdir.

Zamanın Bir İllüzyon Olduğu Gerçeği

Bize zamanın bir ok gibi ileriye doğru gittiği öğretildi. Büyük bir hata! Zaman aslında daireseldir. Bugün yaşadığınız bir öfke, on yıl önceki bir yaranın yankısıdır. Bugün hissettiğiniz o anlamsız huzur, gelecekteki bir iyileşmenin habercisidir. Biz sadece bir zaman diliminde değil, tüm zamanlarımızın toplamında yaşıyoruz.

Bu yüzden “vaktim yok” demek, aslında “kendime yerim yok” demektir. Kendine yeri olmayan bir insan ise dünyanın en büyük sarayında da yaşasa, aslında evsizdir.

Görünmez Bir Devrim: Kendi Karanlığınla Çay İçmek

Gerçekten sıra dışı bir şey yapmak istiyor musunuz? O zaman bugün, kendinizden kaçmayı bırakın. O çok korktuğunuz yalnızlığın içine, o “ya başaramazsam” dediğiniz uçurumun kenarına bir sandalye çekip oturun. Kendi karanlığınızla bir çay için. Ona sorular sorun. Neden orada olduğunu, neyi korumaya çalıştığını anlayın.

Çünkü hayat, karanlığı yok etmekle değil; o karanlığın içinde kendi yıldızlarını yakabilmekle ilgilidir. Işık her yerde vardır, marifet onu en derin kuyuda bulabilmektir.

Yazıyı buraya kadar okuduysan, muhtemelen sen de o “sıradan” düzene ait olmadığını hissedenlerdensin. Unutma; dünya, uslu çocukların değil, kendi fırtınasını yanında taşıyanların hatırına dönüyor.

Bugün kendine bir iyilik yap: Kusurlarını parlat, yaralarını gizleme ve ruhunun o tozlu çöp kutusunu karıştırmaktan korkma. Orada, senin bile unuttuğun en değerli hazinen yatıyor olabilir: Gerçek Sen.

Hatice ÇELİKEL

REKLAM VERMEK İÇİN ARAYIN
0532 659 8130