Atlas’lar Ölmesin, “Cellatlar” Yetişmesin: Bir Medeniyet Sınavı

Yayınlama: 19.01.2026
Düzenleme: 18.01.2026 23:10
A+
A-

Son günlerde yine o ağır hava çöktü üzerimize. Önce gencecik Atlas’ın hayallerinin bir “hoyratlık” ikliminde söndürülüşünü izledik, ardından her gün bir başka kadının yaşam hakkının elinden alınışına tanıklık ediyoruz. Profesör İlber Ortaylı’nın da dediği gibi; bu artık sadece birer cinayet dosyası değil, bu ülkenin adalet ve vicdan sınavıdır. Ancak bu sınavın bir de “ev içi” ayağı var: Biz bu çocukları, bu erkekleri nasıl yetiştiriyoruz ki ellerine silahı, bıçağı alıp bir cana kıymayı kendilerinde hak görebiliyorlar?

“Aslan Oğlumdan “İnsan Oğluma Geçiş”

Toplum olarak en büyük hatamız, erkek çocuklarını “güç” ve “hükmetme” odaklı büyütmek. “Erkektir yapar”, “Aslan oğlum dünyayı titretir” nidalarıyla büyütülen her çocuk, aslında potansiyel bir tahakküm kurucuya dönüşüyor. Oysa ihtiyacımız olan şey güç değil, empati.

Çocuğumuza daha ilk adımlarını atarken; bir canlının canını yakmanın geri dönüşü olmayan bir yıkım olduğunu, öfkesini yönetmenin fiziksel üstünlükten çok daha büyük bir erdem olduğunu öğretmek zorundayız. Şiddeti bir çözüm aracı olarak gören babayı, şiddeti normalleştiren dizileri izleyen çocuğu yarının faili olmaktan kurtaramayız.

Adaletin Gölgesi Evden Başlar

Kadın cinayetlerinin temelinde yatan o “mülkiyet” duygusu yani kadını kendi malı, kararı alınacak bir eşya gibi görme sanrısı yine ailede başlar. Kız çocuğuna “hizmet etmeyi”, erkek çocuğuna ise “hizmet almayı” ve “denetlemeyi” kodlayan her aile yapısı, aslında yarının kadın cinayetlerine sessiz birer tuğla koymaktadır.

Çocuklarımıza şunları öğretmeliyiz:

Hayır’ın anlamı: Bir insan “hayır” diyorsa, bu onun sınırıdır ve o sınır aşılamaz.

Duygusal zeka: Ağlamanın zayıflık değil, insanlık olduğunu bilen erkek çocukları; öfkesini yumruğuyla değil, kelimeleriyle ifade etmeyi öğrenir.

Eşitlik: Ev işinden toplumsal role kadar her alanda kadının bir “yardımcı” değil, “eş” ve “bağımsız birey” olduğunu görerek büyüyen bir çocuk, büyüdüğünde bir kadının hayatına kastetmeyi aklından bile geçirmeyecektir.

Cezasızlık Algısı ve Korku

Hukuk sistemindeki “caydırıcılık” eksikliği, ne yazık ki sokaktaki hoyratlığı besliyor. “Birkaç yıl yatar çıkarım” ya da “Kravat takar indirim alırım” düşüncesi, canilerin cesaret hapıdır. Ancak biz ebeveynler, hukukun boşluklarını “vicdan eğitimi” ile doldurmak zorundayız. Bir çocuk, bir suçu hapse gireceği için değil; bir başkasının hayatını mahvetmenin kendi insanlığını yok edeceği bilinciyle işlememeli.

Atlas’ın annesinin sönen ışığı, her gün öldürülen kadınların yarım kalan hikayeleri hepimizin ortak utancıdır. Biz bu utançtan ancak insan yetiştirerek kurtulabiliriz. Cellatlar yetiştiren bir kültürden, yaşatmayı kutsayan bir medeniyete geçmek için geç kalıyoruz.

Bugün oğlunuza “güçlü ol” demeden önce “merhametli ol” deyin. Çünkü dünya güçlülerden çok, merhametlilere muhtaç.

Hatice ÇELİKEL

REKLAM VERMEK İÇİN ARAYIN
0532 659 8130