Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, iç borç çevirme oranının düşürüleceğini ve bu sayede özel sektörün finansmana erişiminin kolaylaşacağını açıkladı. Bu durumun, vatandaşın cebine doğrudan yansıması bekleniyor.
ANKARA-BHA – Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabından yaptığı bir açıklamayla ekonomide yeni bir dönemin sinyallerini verdi. Şimşek, önümüzdeki yıl iç borç çevirme oranında önemli bir düşüş planladıklarını duyurdu. Bu açıklama, özellikle dar gelirli vatandaşlar ve küçük işletme sahipleri arasında umutla karşılandı.
Bakan Şimşek’in verdiği bilgilere göre, deprem felaketinin yarattığı ek harcamaların etkisiyle yüzde 130’u aşan iç borç çevirme oranı, 2026 itibarıyla belirgin bir şekilde azaltılacak. Bu, devletin daha az borçlanacağı ve dolayısıyla piyasada daha fazla kaynak kalacağı anlamına geliyor. Vatandaşlar, özellikle kredi faizlerindeki düşüş beklentisiyle bu gelişmeyi yakından takip ediyor.
Peki, bu ne anlama geliyor? Ankara’da konuştuğumuz bir taksici esnafı, “Faizler düşerse arabamı yenileyebilirim belki. Yoksa bu şartlarda imkansız,” diyerek beklentisini dile getirdi. Benzer şekilde, bir market sahibi de, “Kredi kartı borçları gırtlağımıza kadar geldi. Faizler biraz insaflı olsa, işler belki düzelir,” şeklinde konuştu.
Şimşek, kamu borçlanma ihtiyacının azalmasının özel sektör için de olumlu sonuçlar doğuracağını vurguladı. Bakan, “Kamu borçlanma ihtiyacının azalmasıyla, özel sektörün finansmana erişimi kolaylaşacak ve reel sektörün büyümesi desteklenecektir,” ifadelerini kullandı. Bu açıklama, özellikle KOBİ’ler arasında heyecan yarattı. Daha kolay kredi imkanları, yeni yatırımların ve istihdamın önünü açabilir.
Konuyla ilgili olarak görüştüğümüz bir ekonomi uzmanı, “Bu, uzun zamandır beklenen bir adım. Özel sektörün finansmana erişiminin kolaylaşması, ekonomik büyüme için hayati önem taşıyor. Ancak, bu sürecin şeffaf ve adil bir şekilde yönetilmesi gerekiyor,” dedi.
Bakan Şimşek, açıklamasında ekonomi politikalarının temel hedefinin hem mali disiplini korumak hem de üretim ve yatırımı desteklemek olduğunu kaydetti. Bu, hükümetin bir yandan bütçe açıklarını kontrol altında tutarken, diğer yandan ekonomik büyümeyi teşvik etmeye çalıştığı anlamına geliyor.
Peki, bu denge nasıl sağlanacak? Hükümetin önümüzdeki dönemde hangi adımları atacağı merak konusu. Özellikle vergi politikaları, kamu harcamaları ve yatırım teşvikleri gibi konularda yapılacak düzenlemeler, ekonominin geleceği açısından belirleyici olacak.
Ankara sokaklarında konuştuğumuz vatandaşların beklentileri ve endişeleri de farklılık gösteriyor. Emekli bir vatandaş, “Emekli maaşları enflasyonun altında eziliyor. Borçlanma azalırsa, belki biraz refah seviyemiz yükselir,” derken, genç bir girişimci ise, “Kredi bulmak çok zor. Borçlanma azalırsa, belki işimi büyütebilirim,” şeklinde konuştu.
Ancak, bazı vatandaşlar da temkinli yaklaşıyor. Özellikle geçmişte yaşanan ekonomik krizleri hatırlatanlar, hükümetin bu konuda ne kadar başarılı olacağı konusunda şüphelerini dile getiriyor. Bir esnaf, “Daha önce de çok söz verildi. Bakalım bu sefer ne olacak,” diyerek endişesini dile getirdi.
Bakan Şimşek’in açıklamaları, ekonomide yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor. Ancak, bu hedeflere ulaşmak için atılması gereken daha çok adım var. Özellikle enflasyonla mücadele, işsizliğin azaltılması ve gelir dağılımının iyileştirilmesi gibi konularda yapılacak çalışmalar, vatandaşın refah seviyesini doğrudan etkileyecek.
2026 yılına kadar olan süreçte, hükümetin ekonomi politikalarını nasıl şekillendireceği ve bu politikaların ne gibi sonuçlar doğuracağı merakla bekleniyor. Vatandaşlar, umutla ve endişeyle gelişmeleri takip etmeye devam edecek.