20 yıl önce büyük bir salgına yol açan Chikungunya virüsü yeniden hortladı. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) alarma geçti, uzmanlar 5,6 milyar insanın risk altında olduğunu belirtiyor.
Yıl 2005’ti. Uzak diyarlardan gelen bir haber, kulaktan kulağa yayılmış, adını telaffuz etmekte zorlandığımız bir virüsün tehdidiyle hepimizi tedirgin etmişti: Chikungunya. Aradan geçen 20 yılda bu ismi neredeyse unutmuştuk ki, o kötü haber yeniden geldi. Chikungunya virüsü, hem de daha güçlü bir şekilde geri döndü!
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), artan vakalar üzerine acil eylem çağrısında bulundu. Hint Okyanusu bölgesinde başlayan salgınların, Avrupa’ya kadar sıçraması endişeleri katbekat artırıyor. DSÖ yetkilileri, özellikle seyahat edenlerin ve risk altındaki bölgelerde yaşayanların dikkatli olmasını, sivrisinek ısırıklarından korunmak için gerekli önlemleri almasını tavsiye ediyor.
Peki, bu Chikungunya virüsü neden bu kadar tehlikeli? En büyük sorun, virüsün henüz kesin bir tedavisinin olmaması. Hastalığın belirtileri genellikle yüksek ateş, şiddetli eklem ağrıları, baş ağrısı, kas ağrıları ve cilt döküntüleri şeklinde kendini gösteriyor. Bu belirtiler, hastaların günlük yaşamını olumsuz etkileyerek uzun süreli sakatlıklara bile yol açabiliyor. Uzmanlara göre, dünya nüfusunun yaklaşık %70’i, yani 5,6 milyar insan bu virüsün tehdidi altında.
Chikungunya virüsü, tıpkı dang humması ve Zika virüsü gibi sivrisinekler aracılığıyla bulaşıyor. Özellikle Aedes türü sivrisinekler bu virüsün yayılmasında önemli rol oynuyor. Bu nedenle, sivrisinek ısırıklarından korunmak, virüse karşı alınabilecek en önemli önlemlerden biri.
Peki, nasıl korunacağız?
Şu an için Türkiye’de yaygın bir Chikungunya vakası bulunmuyor. Ancak, özellikle yaz aylarında turizm hareketliliğinin artmasıyla birlikte, virüsün ülkemize taşınma riski de artıyor. Sağlık Bakanlığı yetkilileri, sınır kapılarında ve havalimanlarında gerekli önlemleri aldıklarını, olası vakaların tespiti ve kontrol altına alınması için çalışmaların sürdüğünü belirtiyor.
Haberin duyulmasıyla birlikte vatandaşlar arasında da bir tedirginlik havası hakim. Özellikle çocukları ve yaşlıları olan aileler, virüsün yayılmasından endişe duyuyor. Ankara’da konuştuğumuz Ayşe Teyze, “Daha geçen sene grip salgınıyla uğraştık, şimdi de bu çıktı. Allah hepimizi korusun,” diyerek endişelerini dile getirdi. İstanbul’da yaşayan genç anne Elif ise, “Hemen eczaneye gidip sivrisinek kovucu aldım. Çocuklarımı korumak için elimden geleni yapacağım,” dedi.
Uzmanlar ise, panik yapmaya gerek olmadığını, ancak tedbiri elden bırakmamak gerektiğini vurguluyor. Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Yılmaz, “Chikungunya virüsü ölümcül bir hastalık değil. Ancak, özellikle kronik rahatsızlıkları olanlar ve yaşlılar için daha riskli olabilir. Bu nedenle, belirtileri gösterenlerin vakit kaybetmeden doktora başvurması önemli,” uyarısında bulundu.
Şu anda Chikungunya virüsüne karşı kesin bir tedavi olmasa da, aşı geliştirme çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor. Birkaç farklı ilaç firmasının aşı adayları üzerinde çalıştığı ve klinik denemelerin sürdüğü biliniyor. Uzmanlar, önümüzdeki yıllarda etkili bir aşının geliştirilebileceği konusunda umutlu.
Unutmayalım, bilgi en büyük silahtır. Chikungunya virüsü hakkında bilinçlenmek, korunma yöntemlerini öğrenmek ve gerekli tedbirleri almak, hem kendimizi hem de sevdiklerimizi korumak için atacağımız en önemli adım olacaktır.