MHP lideri Devlet Bahçeli, İsrail-İran gerilimiyle ilgili yaptığı açıklamada, savaşın derhal durdurulması gerektiğini vurgulayarak, İsrail’i “küresel emperyalizmin kiralık katili” olarak nitelendirdi. Bahçeli, Türkiye’nin barış için üzerine düşeni yaptığını ve ABD’nin de bu konuda samimi olması gerektiğini belirtti.
Ankara – Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ortadoğu’da tansiyonun giderek yükseldiği şu günlerde, İsrail ile İran arasındaki gerilime ilişkin sert bir açıklama yaptı. Bahçeli, yaptığı yazılı açıklamada, her iki ülkeye de savaşın bir an önce sona erdirilmesi çağrısında bulundu. Ankara kulislerinde yankı bulan bu açıklama, Türkiye’nin bölgedeki barış arayışlarına verdiği önemi bir kez daha gözler önüne serdi.
Bahçeli’nin açıklamaları, adeta bir yangın alarmı gibiydi. “Bölgesel barış ve istikrarın temini her ülkenin çıkarınadır. Aksi takdirde bu kıvılcım, küresel bir yangına dönüşebilir ve hiçbir millet bunun altında kalkamaz,” sözleriyle durumun ciddiyetini vurgulayan Bahçeli, bölgedeki gerginliğin sadece bu iki ülkeyi değil, tüm dünyayı etkileyebilecek potansiyele sahip olduğuna dikkat çekti. Vatandaşlar, Bahçeli’nin bu sözlerini, “Umarım bu uyarılar dikkate alınır, yoksa hepimiz zarar göreceğiz” şeklinde yorumladı.
Açıklamasında, 13 Haziran’da İsrail’in İran’a yönelik gerçekleştirdiği saldırıyı hatırlatan Bahçeli, bu hamlenin hem bölgeyi hem de uluslararası camiayı derin bir endişeye sürüklediğini belirtti. O günlerde Ankara sokaklarında, “Bu savaş nereye gidecek?” sorusu yankılanıyordu. Bahçeli, nükleer savaş ihtimalinin konuşulmasının dahi insanlık adına büyük bir kaygı kaynağı olduğunu vurgulayarak, “İran-İsrail çatışmasının nükleer kaynaklı yeni bir savaşa zemin hazırladığı yönündeki iddialar gün geçtikçe daha da ciddiyet kazanmaktadır,” dedi.
Bahçeli’nin açıklamalarının en dikkat çekici kısımlarından biri, İsrail’e yönelik sert eleştirileriydi. İsrail’i “küresel emperyalizmin kiralık katili” ve “barışın amansız muhalifi” olarak tanımlayan Bahçeli, Gazze’de akan kanın henüz kurumadığını hatırlattı. “İsrail’in geçim kapısı savaş ve yıkımdır. Bu devletin barışa, diyaloğa ve uzlaşmaya tamamen kapalı olduğu açıktır,” ifadeleriyle İsrail’in politikalarına olan tepkisini dile getirdi. Semt kahvelerinde oturan emekliler bile, “Bu adam doğru konuşuyor, İsrail’in derdi başka,” şeklinde yorumlar yapıyordu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın diplomatik girişimlerine destek verdiğini de belirten Bahçeli, Türkiye’nin barış için üzerine düşen insani ve vicdani sorumluluğu yerine getirdiğini söyledi. Ancak Bahçeli, ABD’nin de bu konuda net ve samimi bir tutum sergilemesi gerektiğinin altını çizdi. “Amerika, bu yangını körüklemek yerine söndürmek için çaba göstermeli,” diyen Bahçeli’nin bu sözleri, Washington’a açık bir mesaj niteliği taşıyordu.
İsrail’in bölgesel hedeflerine ilişkin endişelerini dile getiren Bahçeli, 13 Haziran’daki saldırının Türkiye açısından da dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. “Her an tedbirli ve teyakkuz halinde olmak bu coğrafyanın bize yüklediği bir sorumluluktur,” diyen Bahçeli, millet olarak doğru değerlendirmeler yapılması gerektiğini belirtti. Ankara’daki güvenlik uzmanları da, Bahçeli’nin bu uyarısının, Türkiye’nin bölgedeki gelişmeleri yakından takip etmesi gerektiği anlamına geldiğini ifade ediyor.
Bahçeli, açıklamasının sonunda, Türkiye’nin barıştan yana olduğunu vurgulayarak şu ifadelere yer verdi: “Türk milleti barıştan yanadır. Coğrafyamızın etrafını bir barış kuşağıyla çevrelemek vazgeçilmez hedefimizdir. İsrail ile İran arasında bir an önce diyalog ortamı sağlanmalı, savaş tehlikesi ortadan kaldırılmalıdır. Aksi takdirde bu çatışmanın küresel boyuta ulaşması halinde sonuçları telafi edilemez olacaktır.” Bu sözler, Türkiye’nin bölgedeki barış misyonunu ne kadar önemsediğinin açık bir göstergesiydi. Ankara’daki taksi şoförlerinden, pazardaki esnafa kadar herkes, “Umarım bu savaş bir an önce biter, yoksa hepimiz etkileneceğiz,” şeklinde endişelerini dile getiriyor.
Sonuç olarak, Devlet Bahçeli’nin bu sert ve uyarıcı açıklamaları, Türkiye’nin bölgedeki barış arayışlarına verdiği önemi ve İsrail-İran geriliminin potansiyel tehlikelerini bir kez daha gözler önüne serdi. Umuyoruz ki, bu uyarılar dikkate alınır ve bölgede kalıcı bir barışın sağlanması için adımlar atılır.